MADDE NEDİR?-MADDE VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR ÖDEVİ İNDİR

Madde
Madde kütlesi Hacmi ve eylemsizliği olan her şeydir.Maddenin aynı zamanda kütlesi hacmi vardır.maddenin üç fiziksel hali vardır:

1)Katı
Maddenin belirli bir şekle ve hacme sahip en düzenli halidir. Örnekemir,Tahta,Buz birer katı örneğidir.

2)Sıvı
Sıvı maddenin belirli bir hacmi vardır,ancak belirli bir şekli yoktur.Sıvıyı oluşturan tanecikler arasında az da olsa boşluk bulunur.Örnek Su.benzin,alkol

3)Gaz
Maddenin Sıvı hal gibi belirli bir şekli yoktur.Bir Gazın hacmi bulunduğu kabın hacmine eşittir.Gazların Hacimleri Basınç ve sıcaklıklarına bağlı olarak değişir.Hava,Karbondioksit,oksijen birer gazdır.

Maddenin Ortak Özellikleri

Kütle
Madde miktarı ile büyüklüktür.Kütlenin SI’daki birimini kilogram(kg) dır.Ancak kg’ın binde biri olan gram (g)’da kullanır.

Hacim
Bir maddenin Atmosferde kapladığı yerdir.Hacim’in birimi metre küp (m3) olarak kullanırız.günlük hayata ve deneylerde Litre (L)olarak kullanırız.

Maddenin Ayırt Edici Özellikleri

Özkütle
maddenin kütlesine ve hacmine baglıdır

Erime Noktası
Bir maddenin katı haleden sıvı hale geçmesidir.Sıvılar için ayırt edicidir.

Donma Noktası
Bir maddenin sıvı halden katı hale geçmesidir. Sıvılar için ayırt edicidir.

Kaynama Noktası
Bir maddenin sıvı halden Gaz haline geçmesidir. Sıvılar için ayırt edicidir.

Yoğunlaşma Noktası
Bir maddenin gaz halinden sıvı hale geçmesidir.Gazlar için ayırt edicidir.

Süblinleşme
Bir maddenin katı halden gaz haline geçmesidir.Katılar için ayırt edici özelliktir.

Etrafımızda çok değişik maddeler vardır.Bu maddelerin aynı yada farklı olduklarını nasıl ayırt edebilirsiniz.Bu maddelerin sadece kütlelerini yada hacimlerini ölçmemiz bunları farklılandırmak için yeterli mi?

Bir maddenin farklı olduğunu Hacim ve kütlelerini ölçmekle tamamen farklı olduğunu söyleyemeyiz. Bunun yanında karşılaştırılan maddelerin erime noktası, kaynama noktası gibi özelliklerine de bakmamız gerekmektedir. Sadece kütle ve hacimleri ölçmekle yoğunluk hesabı yaparak kısmen de olsa maddenin aynı ya da farklı olduğunu söylemek de mümkündür.

Suyun kaynama noktası 100 oC dir. Su kaç oC de buharlaşır? Buharlaşma olayını açıklayarak, kaynama noktası ile karşılaştırmasını yapınız.

Suyun kaynama noktası 100 oC olması demek Suyun bu noktanın altında buharlaşmayacağını göstermez. Su her zaman donma noktasının üzerinde buharlaşır. Suyun Kaynama noktası dış Basınca karşı yapılan bir işlemdir. Su dış basınç ile aynı düzeye geldiğinde kaynamaya başlar. Su donma noktasının dışında dışarıdan aldığı ısıyı değerlendirerek kaynama noktasına bakmaksızın buharlaşma işlemini gerçekleştirir.

Göller ve nehirler kışın donarlar, ama içlerindeki hayat devam eder. Bu nasıl gerçekleşir Buzun yoğunluğu suyunkinden azdır ve bu nedenle buz su üzerinde yüzer. Isı iletimi konusunda kötü bir iletken olan buz, Suyu aşağıda yalıtır ve bu suyun sıcaklığının donma noktasının altında kalmasını sağlar. Aslında böyle olması işimize gelir, çünkü en üstten en alta kadar bütün su kütlesi donacak olsa, su içindeki hayat tamamen yok olurdu. Üstelik Sıcaklık 0 o C’ın biraz üstüne çıktığında, buz tabakasının üst kısımları erimeye başlamaz. Bunun nedeni buzun bazen erime noktasının üzerindeyken bile yarı kararlı katı halde kalabilmesidir. Bu durum buzun saflık derecesiyle ilgilidir.

Element
Yapısında tek cins Atom ihtiva eden saf maddelerdir. Örneğin, Fe, C, N, O

Metaller Ve Genel Özellikleri

1. Isı ve Elektriği iyi iletirler.
2. Hg hariç hepsi oda sıcaklığında katıdır.
3. Asit çözeltileriyle çoğu H2 Gazı açığa çıkarırlar.
4. Kendi aralarında bileşik yapamazlar, fiziksel bir karışım olan alaşımları oluştururlar. Örneğin prinç (Cu-Zn), tunç (Cu-Sn) , çelik (Fe-C-Cr…), 18 ayar Altın (%75 altın-%25 Cu)
5. Elektron almazlar.
6. Yüzeyleri parlaktır.
7. Dövülebilir,tel ve levha haline getirilebilirler.

Ametaller Ve Genel Özellikleri

1. ısı ve elektriği iletmezler.
2. Oda sıcaklığında çoğu gaz halindedir.
3. Kendi aralarında ve metallerle bileşik yapabilirler.
4. Elektron alış-verişi yapabilirler.
5. Sulu Asitlere çoğu etki etmez.
6. Yüzeyleri mattır.
7. Kırılgandırlar.

Bileşik
Yapısında en az iki cins atom ihtiva eden saf maddelerdir. Örneğin, H2O, C6H12O6, NH3…

Çözelti
Birbiri içerisinde homojen dağılmasıyla oluşan karışımlara çözelti denir. Hava, lehim,gazoz,deniz suyu….gibi.

Süspansiyon
Bir katının bir sıvı içerisinde ya da Havada (sis içinde) çözünmeden dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlardır. Ayran,kahve,tebeşir tozu+su….

Emülsiyon
Bir Sıvının başka bir sıvı içerisinde çözünmeden dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlardır.

Örnek
Zeytinyağlı Su, benzinli su

Karışımlarla Bileşikler Arasındaki Farklar ve Ortak Yanları

1. Karışımı oluşturan maddeler karışım içerisinde kendi özelliğini koruduğu halde bileşiği oluşturan Elementler fiziksel ve kimyasal tüm özelliklerini kaybederler.

2. Karışımı oluşturan maddeler her oranda karıştığı halde, bileşiği oluşturan Elementlerin kütleleri arasında her zaman basit bir oran vardır.

3. Karışımlar fiziksel yollarla oluşur ve fiziksel yöntemler bileşenlerine ayrılır. Bileşikler ise kimyasal yolla oluşur ve kimyasal yöntemlerle ayrışırılar.

4. Karışımların formülü olmadığı halde, her bileşiğin mutlaka bir kimyasal formülü vardır.

5. Karışımların belirli fiziksel özelliği (öz kütle, kaynama noktası, erime noktası…) olmadığı halde bileşikler bu özelliklere sahip saf maddelerdir.

6. Karışımlar ve bileşikler oluşurken toplam kütle korunur. Bu durum her ikisi içinde ortaktır.

7. Karışımlar ve bileşikler en az iki cins atom ihtiva ederler.

Ayırt Edici Özellikler

1.Öz Kütle
Bir maddenin birim Hacminin kütlesine denir. Katı-sıvı-gazlar için ayırt edicidir.

m=d.v
Öz kütleyi sadece sıcaklık ve basınç değiştirebilir. Sıcaklık arttıkça maddenin hacmi artar fakat kütle değişmez. Hacim artınca öz kütle azalır.

2. Kaynama Sıcaklığı
Saf bir sıvının buhar Basıncının Atmosfer Basıncına eşit olduğu sıcaklığa kaynama Sıcaklığı denir. Sıvılar ve Gazlar için ayırt edici bir özelliktir, çünkü kaynama sıcaklığı yoğunlaşma sıcaklığına eşittir.

Tüm maddelerin ortak iki özelliği, kütle ve hacimdir.

Kütle
Kütle bir cisimde ki madde miktarıdır. (Kütle ile ağırlık aynı anlama gelmez)Bir cisme etkiyen yer çekimi kuvveti onun ağırlığıdır. Dünya’da ve Ay’da yer çekimi farklı olduğundan burada ölçülen ağırlıklarda farklıdır.Ama madde miktarı(kütlesi) her yerde aynı olduğundan değişmez.

Hacim
Maddenin boşlukta kapladığı yerdir.Her maddenin bir hacmi vardır

Bir maddenin diğer maddelerden farklılık gösteren özellikleri,onun ayırt edici özelliğidir. Maddenin şekline, miktarına, tadına, kokusuna vb. bağlı olmayan,madde üzerinde doğrudan doğruya görünmeyen farkları ortaya koyan özelliklere ayırt edici özellikleri diyoruz Öz kütle, esneklik,erime ve kaynama noktası,öz ısı, genleşme ve çözünürlük sıkça karşılaştığımız belli başlı ayırt edici özelliklerdir.

BASINÇ NEDİR?-BASINÇ ÖDEVİ İNDİR

Basınç

Basınç Nedir?
Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik:

Basınç, bir yüzey üzerine etkide bulunan dik kuvvetin, birim alana düşen miktarıdır. Katı, Sıvı ve Gazlar ağırlıkları nedeniyle bulundukları yüzeye bir kuvvet uygularlar. Kuvvetin kaynağı ne olursa olsun birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete Basınç (P), bütün yüzeye dik olarak etki eden kuvvete de basınç kuvveti (F) denir.

Basınç ile basınç kuvveti arasında; P=F/A bağıntısı vardır. Basınç kuvvetinde birim yüzeyin yani alanın önemi yoktur. alan ayrıca S harfiyle de ifade edilir.

Sıvıların Basıncı miktarla değil yükseklikle orantılıdır. Aynı zamanda yer çekim ivmesine ve yoğunluğa da bağlıdır. Kısaca diyebiliriz ki; P=h.d.g.

Gazlarda basınç ise bir çok unsurla bağlantılıdır. Gazların Basıncının hesaplanmasında Sıcaklık, bulunduğu kabın hacmi, Gazın miktarı ve R sayısı önemlidir. Bunları formülle ifade edecek olursak; P.V=n.R.T

R sabit bir sayıdır. Kabaca 0,082 olarak geçer. Formülden de anlaşılacağı üzere gazlarda, Sıcaklıkla basınç çözünürlüğün tersine doğru orantılıdır.

Basınç farklarının oluşumu
Dünya, güneşten gelen ısıyı ekvator bölgesinin her zaman dik açıyla, kutup bölgelerinin de her zaman eğik Açıyla almasını sağlayacak bir konumda oluşmuştur. Bu durum ekvator bölgesinin her zaman çok Sıcak, kutup bölgelerinin de her zaman çok soğuk olmasını sağlamıştır. (Dünyanın kutup ekseni ile yörünge düzlemi arasında 23.5 derecelik bir Açı vardır ve dünya sağa doğru eğik konumuyla kendi ekseni etrafında ve güneş etrafındaki yörüngesinde hareketlerini sürdürmektedir).

Ekvator bölgesi (0-30 kuzey enlemleri, 0-30 güney enlemleri arası) kara ve denizde en Sıcak alanlardır. Bu alanlarda önce kara yüzeyleri ısınır. Isınan yüzeyler alttan itibaren Havayı ısıtır. Isınan Hava yükselir. Yükselen Havanın yerinde, havanın yükselerek terk etmesinden dolayı boşluk oluşur. Bir başka deyişle basınç düşer. Bu sebeple ekvator bölgesi sürekli olarak dünyanın alçak basınç alanlarıdır. Aynı zamanda yükselen hava yükseldikçe soğur.

Soğuk kutup alanlarında hava alttan itibaren soğur. En soğuk hava en alttaki hava olur. Soğuyan hava ağırlaşır birbirine doğru sıkışarak çöker. Çöken hava aynı zamanda ısınır. Bu yığılma sonucunda yüzeyde yüksek basınç oluşur. Dolayısıyla kutup alanları dünyanın her zaman yüksek basınç alanlarıdır.

Yeryüzünde her zaman var olan bu alçak ve yüksek basınç alanlarının yanında diğer alanlarda karada ve deniz yüzeyinde bölgesel veya daha küçük ölçeklerde oluşan ve rüzgarların oluşmasına sebep olan basınç merkezleri görülür.

Amosfer Basıncı
Atmosferi oluşturan gazların belli bir ağırlığı vardır. Gazların yeryüzündeki cisimler üzerine uyguladığı Basınca Atmosfer basıncı denir.

Normal Hava Basıncı
45° enlemlerinde, deniz seviyesinde ve 15°C Sıcaklıkta ölçülen basınca normal hava basıncı denir.

  • Cıva sütununun yüksekliği ile (normal basınç 760 mm)
  • Cıva sütununun ağırlığı ile (normal basınç 1033 gr)
  • Kuvvet birimi ile (normal basınç 1013 milibar) ifade edilir.
  • Basınç barometre ile ölçülür. Cıvalı barometre, barograf, aneroid baramotre ve altimetre gibi çeşitleri vardır.

Basınç Etmenleri
Hava basıncı çeşitli etmenler altında değişiklik gösterir.

a) Sıcaklık (Termik Etken)
Basıncı en çok etkileyen etmen sıcaklıktır. Sıcaklığın günlük mevsimlik değişimine bağlı olarak basınç değişir. Isınan hava genleşerek yükselir. Gazların seyrelmesi nedeniyle basınç düşer ve alçak basınç alanı oluşur. Soğuyan Havada Gaz molekülleri sıkışarak ağırlaşır. Ağırlaşan gazlar yeryüzüne doğru yığılır ve yüksek basınç alanı oluşur.

b) Yükselti
Yeryüzünden yükseldikçe; Yerçekimi ve Atmosferdeki gazların miktarı azalır. Bunlara bağlı olarak basınç düşer.

c) Hava Yoğunluğu (Dinamik Etken)
1 m3 havanın içerisindeki gazların miktarına hava yoğunluğu denir. Yoğunluk Su buharına ve toz zerreciklerine göre değişir.

  • Yerçekiminin azalıp çoğalması,
  • Havanın ısınıp soğuması,
  • Yükseltinin artması,
  • Dünya’nın ekseni çevresindeki dönüşü,
  • Hava yoğunluğunun değişmesine neden olur.

Hava yoğunluğu arttıkça basınç yükselir, yoğunluk azaldıkça basınç düşer.

d) Yerçekimi
Dünya’nın geoid şekli nedeniyle yerçekiminin Ekvator’dan kutuplara doğru artması, Basıncın kutuplarda yüksek olmasının nedenlerinden biridir.

e) Mevsim
Mevsimlerin basınç üzerindeki etkisi ılıman kuşakta belirgindir. Yaz aylarında ısınmanın etkisiyle karalar alçak Basınç, denizler ise yüksek basınç alanıdır. Kışın ise denizler alçak basınç, karalar yüksek basınç alanıdır. Bu durum sıcaklığın basınç üzerindeki etkisini kanıtlar.

f) Dünya’nın Günlük Hareketi
Dünya, ekseni çevresinde döndüğü için hava akımları yönlerinden sapar. Sapmalar sonucu 30° enlemlerinde alçalıcı hava hareketleri ile yoğunluk arttığından basınç yükselir ve dinamik yüksek basınç alanı oluşur.

60° enlemlerinde ise batı ve kutup rüzgarları karşılaşır. Bu rüzgarların birbirlerini iterek yükselmesiyle 60° enlemlerinde gaz yoğunluğu azaldığından basınç düşer. Böylece dinamik alçak basınç alanı oluşur.

UYARI: Dünyanın günlük hareketi sonucunda hava akımlarının sapması, dinamik basınç alanlarını oluşturur. Dünya’nın ekseni çevresindeki hareketine bağlı olarak oluşan Basınçlara dinamik basınç denir.

Basınç Tiplerinin Özellikleri :
1013 milibardan düşük olan basınçlara alçak basınç (siklon) yüksek olanlara ise yüksek basınç (antisiklon) denir.

Alçak Basınç (Siklon)

  • Termik ve dinamik alçak basınç merkezlerinde benzer hava hareketleri görülür.
  • Havanın yoğunluğu azdır.
  • Hava yükseltici bir hareket gösterir.
  • Yeryüzündeki hava hareketi çevreden merkeze doğrudur.
  • Merkezden çevreye doğru basınç artar.
  • Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle hava akımları, Kuzey Yarım Küre’de Saat ibresinin tersi yönde, Güney Yarım Küre’de ise saat ibresi yönünde sapmaya uğrar.

UYARI: Basınç farkının olduğu yerlerde, hava hareketi her zaman yüksek Basınçtan alçak basınca doğrudur.

  • Termik alçak basıncın etkili olduğu alanlarda hava Sıcaklığı yüksektir.
  • Dinamik alçak basıncın etkisi altında olan yerlerde sıcaklık düşüktür.

Yüksek Basınç (Antisiklon)

  • Termik ve dinamik yüksek basınç merkezlerinde benzer hava hareketleri görülür.
  • Havanın yoğunluğu fazladır.
  • Hava alçalıcı bir hareket gösterir.
  • Yeryüzündeki hava hareketi merkezden çevreye doğrudur.
  • Dünya’nın günlük hareketi nedeniyle hava akımları, Kuzey Yarım Küre’de saat ibresi yönünde, Güney Yarım Küre’de saat ibresinin tersi yönde sapma gösterir.

UYARI: Basınç farkının olduğu yerlerde, hava hareketi her zaman yüksek basınçtan alçak basınca doğrudur.

  • Dinamik yüksek basıncın etkili olduğu yerlerde hava sıcak ve kurudur. Termik yüksek basıncın etkili olduğu yerlerde ise hava soğuk ve kurudur.

Basınç Kuşakları:
Termik Alçak Basınç Kuşağı (Tropikal Basınç Kuşağı)

  • Ekvator ve çevresinde sıcaklığa bağlı olarak oluşmuştur.
  • Sıcaklık yüksek olduğu için sıcak çekirdekli siklon da denir.

Dinamik Yüksek Basınç Kuşağı ( Subtropikal Basınç Kuşağı )
Dünya’nın ekseni çevresindeki dönüşünün rüzgarlar üzerinde oluşturduğu sapma etkisiyle 30° enlemleri çevresinde oluşan basınç kuşağıdır. Bu kuşak Kuzey Yarım Küre’de yaz aylarında kuzeye, kış aylarında güneye kayar. Alçalıcı hava hareketlerine bağlı olarak havanın ısınması ve nem miktarının düşmesi nedeniyle 30° enlemleri çevresinde çöller oluşur.

Dinamik Alçak Basınç Kuşağı ( Subpolar Basınç Kuşağı )
60° enlemlerinde kutup rüzgarları ve batı rüzgarlarının karşılaşması ile oluşur. Sıcaklık düşük olduğu için soğuk çekirdekli siklon da denir.

Kışın kara ve denizlerin farklı ısınmaları aynı enlem üzerinde farklı basınç koşullarının görülmesini sağlar. Bu nedenle kışın karalar üzerinde yüksek basınç oluşması bu basınç kuşağını kesintiye uğratır.

Termik Yüksek Basınç Kuşağı (Polar Basınç Kuşağı)
Kutuplar çevresinde düşük sıcaklık nedeniyle oluşan, yüksek basınç alanıdır.

UYARI: Basınç kuşakları, Kuzey Yarım Küre’de karalar üzerinde kesintiye uğrar. Güney Yarım Küre’de ise karaların oranı çok az olduğundan basınç kuşakları daha düzenli ve süreklidir.

Türkiye’de Etkili Olan Basınç Merkezleri
Türkiye farklı özellikteki Basınçların etkisinde kalır. Bu durum daha çok Türkiye’nin matematik konumunun sonucudur.

Yüksek Basınçlar:
a) Sibirya Antisiklonu

  • Ülkemizde doğu ve kuzeydoğudan sokulan termik kökenli yüksek basınç alanıdır.
  • Türkiye’yi sadece kış aylarında Doğu Anadolu ve Balkanlar üzerinden sarkarak etkiler.
  • Az fakat etkin Kar yağışı ile soğuk ve ayazın fazla olduğu hava tipini simgeler.
  • Balkanlardan sarktığında Azor yüksek Basıncı ile birleşerek İzlanda Alçak Basıncı’nın Türkiye’yi etkilemesine izin vermez. Bu nedenle uzun süreli, sakin ve soğuk kış koşulları yaşanır.

b) Azor Antisiklonu

  • Ülkemizi sürekli etkileyen dinamik kökenli yüksek basınç alanıdır.
  • Kışın serin, yağışsız ve batı yönlü rüzgarlarla kendini belli eder. Rüzgar hızları yavaştır.
  • Kışın sürekli alçalıcı hareket gösterdiği ve soğuk yeryüzüne dokunduğu için havanın alt kısımlarında soğuk, durgun bir hava katmanı oluşur. Bu durgun hava bölümü içerisinde şehirsel atıklar birikerek hava kirliliğine neden olur.
  • Kış ayalarında Kuzey Afrika üzerinde İzlanda Alçak Basıncı’nın sıcak bölümü oluşarak İzlanda Alçak Basıncı’nın değişmesine yardım eder. Yaz aylarında ise güneş ışınlarının gelme açısına bağlı olarak etki alanını Akdeniz üzerinden İngiltere’ye kadar genişletir. Bu durumda Türkiye’de kuzey yönlü rüzgarlar etkili olur.

Alçak Basınçlar :

a) İzlanda Siklonu

  • Dinamik kökenli bu alçak basınç alanı kışın etkilidir.
  • Ülkemize batı ve kuzeybatıdan sokulur.
  • Hareketli hava kütlelerini getirdiği için rüzgar birkaç Gün ara ile çok farklı yönlerden eser. Rüzgarın esme yönü güneybatıdan başlar, kuzeybatıya kadar döner. Bu basınç merkezinde güney sektörlü rüzgarlar sıcaklığı artırırken, kuzey sektörlü rüzgarlar sıcaklığı düşürücü etki yapar ve cephesel yağışlara neden olur. Özellikle Karadeniz’de bu basınç alanı etkisiyle cephesel ve orografik yağışlar görülür.
  • Eğer kendisinden daha sıcak olan Akdeniz’e iner ve uzun bir süre burada kalırsa nem yüklenir. Türkiye’nin güneybatı kıyılarında aşırı kış yağışlarına neden olur.

b) Basra Körfezi – İran Siklonu

  • Termik kökenli bu basınç alanı, yaz aylarında karaların aşırı ısınması nedeniyle oluşmuştur.
  • Ülkemizde güney ve güneydoğudan sokulan ve yaz aylarında etkili olan Basra Alçak Basıncı;
  1. Aşırı çöl sıcaklarının yaşanmasına,
  2. Yaz başlarında karaların fazla ısınması ve Atmosferin üst kısımlarının daha soğuk olması nedeniyle ani, gök gürültülü, sağanak yağışlara,
  3. Azor Yüksek Basıncı’nın da etkisiyle kuzey yönlü rüzgarların etkin olmasına neden olur.

YUMUŞAKÇALAR NEDİR?-YUMUŞAKÇALAR ÖDEVİ İNDİR.

Yumuşakçalar (Mollusk)
Okyanus ve denizlerde yaşayan diğer bir canlı grubu ise, genel latince isimleri ” Mollusk ” olan yumuşakçalardır. Bu canlıların vücutları adındanda anlaşılacağı gibi oldukça yumuşak bir yapıya sahip olup, bazı türlerinin vücutları oldukça sert kabuklarlada kaplı olabilir.
Yumuşakçaların en iyi bilinen iki örneği ” Mürekkep balığı ” ve kabuklu bir yapıya sahip olan ” Deniz minareleri ” dir.Kaynakwh webhatti.com: Yumuşakçalar (Mollusk)

Mürekkep balıkları, gerek anatomik yapıları gerekse savunma mekanizmaları bakımından oldukça ilginç canlılardır.
Belgesellerde sık olarak gördüğümüz bu canlıların hareket mekanizmaları, bir jet motorunun çalışma prensibiyle aynıdır.Bu prensip ” etki – tepki ” prensibidir.Yani bir yandan madde alınırken diğer yandan madde verilmekte ve bu şekilde süratle hareket etmektedir.
Balık, öncelikle vücudunu, arka tarafından aldığı bir miktar su ile doldurur.Ardından karın kaslarını büyük bir şiddetle kasarki bu kasılma neticesinde sıkışan su büyük bir süratle yine vücudun arka tarafından dışarı püskürtülür.Dışarı püskürtülen su, balığın büyük bir hızla ileri doğru ivmelenmesini sağlar.
Bunun yanında hayvan düşmanlarından korunmak için bir tür sıvı salgılarki bu sıvı mürekkebe benzer olup salgılandığında, kendisi kovalayan avcının görmesini engelleyecek kadar suyu bulandırabilir.
Yine bir mollusk olan deniz minareleri ise, yumuşak bir vücuda sahip olmasına karşın çok sert bir kabuğa sahiptir.
Bu kabuğun en önemli fonksiyonu canlıyı düşmanlarından korumasıdır.
Nasıl oluyorda bu canlılar etraflarını kabukla örtebiliyorlar ?
Bir sperm ile bir yumurtanın birleşmesinden sonra zigotu meydana getirdiğini ve bu zigotun ardı ardına milyonlarca kez bölünerek bir yavru canlıyı meydana getirdiğine değinmiştik.Mesela insan yavrusunda, en dıştaki hücreler diğer hücrelerden farklılaşarak keratin adı verilen bir madde üretir ve ” Derinin ” şekillenmesini sağlarlar.Kaynakwh webhatti.com: Yumuşakçalar (Mollusk)
Deniz minarelerinde ise, zigot milyonlarca kez bölünerek yavruyu meydana getirdiğinde, yavrunun en dıştaki hücreleri ” Kalsiyum ” salgılayan özel bir hücre tipine farklılaşırlar.Bu hücreler, canlının içinde yaşadığı deniz yada okyanuslardan absorbe edilen kalsiyumu düzenli bir şekilde salgılayarak canlının etrafında kalın bir tabaka oluşmasını sağlarlar.
Genelde beyaz görünen bu canlılar yandaki şekilde görüldüğü gibi rengarenk motiflerede sahip olabilirler.

GÜNEŞ SİSTEMİ NEDİR? GÜNEŞ SİSTEMİ ÖDEVİ İNDİR

 

Güneş sistemi, güneşin çekim kuvvetinin etkisiyle; gezegenler, gezegenlerin uyduları, kuyruklu yıldızlar ve meteorların yine güneş etrafında birikmesiyle oluşan gök cisimleri topluluğudur. Güneş sisteminin oluşumu ile ilgili olarak bir çok teori vardır. Ancak en çok bilinen ve doğruluk payı en yüksek olan teori 1796 ‘da matematikçi Simon Laplace tarafından bağımsız olarak ortaya atılan Kant-Laplace (Nebula) teorisidir. Bu teoride güneş sisteminin 4,6 milyar yıl önce dev bir moleküler bulutunun çökmesiyle oluştuğu ileri sürülmektedir.

Güneşsisteminde bulunan gezegenler ve diğer gök cisimleri çekim kuvvetinin etkisiyle güneşetrafında ve belli bir yörünge üzerinde dönmektedirler. Çapı 30 ışık yılı yani 283,821,914,177,430 km olan güneşsisteminde güneşde dahil olmak üzere toplam 10 gezegen vardır. Bu gezegenler güneşeolan uzaklıklarına göre sırasıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün ‘dür. Bunların dışında bir de Plüton vardır. Ancak Plüton dış merkezli bir yörüngeye sahip olduğu için gezegen olup olmadığı konusunda uzun tartışmalar yaşanmış, 24 Ağustos 2006 yılında ise Uluslararası Gökbilim Birliği Plüton’un gezegen sınıfından çıkarılarak “cüce gezegen” sınıfına konulduğunu açıklamıştır. Bu dokuz gezegen ile birlikte onların bilinen 166 uydusu da güneş sistemine dahildir.

Güneş Sistemindeki gezegenlerin bazı özellikleri şunlardır;

  • Gezegenlerin tamamı elips şeklinde bir yörüngeye sahiptir ve tüm gezegenlerin dönüş hızları birbirinden farklı olmakla birlikte bazı gezegenlerin yörüngeleri birbiri ile kesişir.
  • Gezegenler hem kendi ekseni etrafında hem de güneşin etrafında batıdan doğuya doğru dönerler.
  • En küçük gezegen Plüton, en büyük gezegen Jüpiter’dir.
  • Güneş’e en yakın gezegen Merkür, bilinen en uzak gezegen ise Plüton’dur.
  • Dünya’ya uzaklık ve yarıçap olarak en yakın gezegen Venüs’dür.
  • Dünya’nın 1, Mars ve Neptün’ün 2, Uranüs’ün 6, Satürn’ün 10 ve Jüpiter’in 12 uydusu vardır. Merkür ve Plüton ve Venüs’ün uydusu yoktur.
  • Gezegenlerin dönüş hızları güneşe olan uzaklıklarına göre ters orantılıdır.

Güneş ve Özellikleri ;

gnehgjÇapı 1.4 milyon km, 5 milyar yaşında olduğu tahmin edilen ısı, ışık ve enerji kaynağıdır. Yapısının tamamına yakını Hidrojen ve Helyum gazlarından oluşmaktadır. Hacmi dünyanın hacminden 1.3 milyon kat daha fazladır ve kütlesi itibariyle dünyanın 332.000 katıdır. Ayrıca dünyaya en yakın yıldızdır. Dünyadan uzaklığı 149.500.000 km’dir. Güneş kendi ekseninde 70.000 km hızla döner ve bir turunu 25 günde tamamlar. Güneşte hidrojenin helyuma dönüşmesi sırasında büyük bir enerji açığa çıkar. Saniye de 600 milyon ton hidrojen, helyuma dönüşmektedir. Bu olay sırasında kırmızımsı bir alev 15-20 bin km yükselir bu olaya güneş fırtınası denir. Güneşin sıcaklığı 6000 °C ve merkezindeki sıcaklık ise 1.5 milyon °C dolayındadır. Güneş ışınları 8 dakikada yeryüzüne ulaşmaktadır ve güneşin üç günde yaydığı enerji dünyadaki tüm enerjilerin toplamından fazladır.

Güneş sistemindeki gezegenler İç (Karasal) ve Dış (Gaz Yapılı) gezegenler olmak üzere ikiye ayrılırlar;

1. İç (Karasal) Gezegenler:

Bu gezegenler; Merkür, Venüs, Dünya ve Mars‘dır. Karasal gezegenlerin kütleleri küçük, dönüş hızları yüksek ve ortalama yoğunlukları 5.5 gr/cm3 dolayındadır.

Merkür :

Uydusu olmayan iki gezegenden biridir. Güneşe 58 Milyon km uzaklık ile en yakın gezegendir ve sekiz gezegen içerisinde kütlesi itibariyle sekizinci sıradadır. Yarıçapı 2439 km’dir. Çekim gücü dünyanın çekim gücünün 1/3′ü kadardır. Dünyada 50 kg ağırlığındaki bir cisim burada 17 kg civarındadır. Güneşe yakınlığı sebebiyle yüzey sıcaklığı 450 °C ‘nin üzerine çıkabilirken gece güneş ışınlarını almayan diğer tarafı ise -172 °C ‘ye kadar düşebilmektedir. Üzerine düşen ışınların ancak onda birini yansıta bilmektedir. Merkür, kendi ekseni etrafındaki dönüşünü 58 günde, güneş etrafındaki dönüşünü de 88 günde tamamlamaktadır. Yörünge üzerindeki dönüş hızı yaklaşık olarak 35 km/s’dir. Yerçekim kuvvetinin az olması sonucu çok ince bir atmosfere sahip olan Merkür çok miktarda Helyum ve Hidrojen içerirken, yüzeyi de silikat tozları ile kaplıdır. Güneşe çok yakın bulunduğu için çıplak gözle görülmesi sadece gün doğumunda ve gün batımında mümkün olmaktadır. Üzerinde irili ufaklı kraterler ve uçurumlar bulunan bu gezegen dünyanın sahip olduğu manyetik alanın %1 kuvvetinde manyetik alana sahiptir. Merkür’e ait ilk fotoğraflar 1974′de ABD uzay aracı “Mariner 10″ tarafından çekilmiştir. Fotoğrafları çektikten sonra Dünya ile bağlantısı kesilen bu uzay aracı muhtemelen hala güneş etrafında dönmektedir.

Venüs :

Venüs diğer adıyla çoban yıldızı 108.4 milyon km ile güneşe en yakın ikinci gezegendir. Dünyaya en yakın olduğu mesafe 38 milyon km’dir. 6050 km’lik yarıçapı olan bu gezegen neredeyse dünya ile aynı boyutlardadır. Merkür gibi bu gezegenin de uydusu yoktur. Venüs, güneş çevresindeki dönüşünü 225 günde tamamlarken diğer gezegenlerin tersi yönünde dönmektedir. Diğer tüm gezegenler saat yönünün tersine dönerken Venüs saat yönünde döner. Haliyle güneş batıdan doğup doğudan batar. Güneş ışınlarının %80′ini yansıtabilen bu gezegen güneş ve aydan sonraki en parlak gezegendir. Atmosferi yoğun olduğu için dünyadan teleskopla veya başka bir cihazla görüntülenmesi mümkün olmamıştır. Akşam yıldızı ya da sabah yıldızı gibi isimlerde verilen bu gezegende 200 metre genişliğe ve 400 metre derinliğe kadar oluşmuş kraterler gözlemlenmiştir. Venüsün atmosfer basıncı dünyadaki atmosfer basıncının 90 katı kadardır ve sera etkisi sonucu bu gezegenin ekvatordaki sıcaklığı 500 °C ‘nin üzerine çıkabilmektedir. Güneş ışınlarının %2′si yüzeyine ulaşır ve atmosferdeki su buharı oranı dünyadakinin %1′i kadardır. 27 Mart 1972′de fırlatılan Venere-8 adlı uzay aracının göndermiş olduğu verilere göre venüs etrafındaki bulutlar 60 km’ye kadar çıkabilmekte ve hızlı bir şekilde hareket etmektedir. Venüs gezegeni bilim insanlarının merak konusu olmuştur bu nedenlede en çok uzay aracı gönderilen ve üzerinde en çok insan yapımı araç bulunan gezegendir.

Dünya :

Dünya eski adıyla Arz, 149 milyon km ile güneşe en yakın üçüncü gezegendir. Tek doğal uydusu bulunan dünyanın, çapı 12.756 km’dir. Güneşin etrafındaki dönüşünü 365 gün 5 saat 48 dakika ve 46 saniyede tamamlarken kendi eksenindeki dönüşünü ise 23 saat 56 dakika 4 saniyede tamamlar. Güneş etrafında dönmesi sonucu mevsimler, kendi etrafında dönmesi sonucun da ise gece ve gündüz oluşur. Dünya kutuplardan basık ekvatordan şişkin bir yapıya sahiptir buna “geoid” denir. Geoid şeklinin oluşmasında merkezkaç kuvveti etkili olmuştur. Dünya, yörüngesi üzerinde hareket ederken güneş ile arasındaki mesafe artar ve azalır. Güneş ile en yakın olduğu noktaya geldiğinde ortalama hızı 960 km/sn artar. Biz dünyanın dönüşünü hissetmeyiz çünkü dünya ile birlikte atmosfer de dönmektedir. Ortalama yüzey sıcaklığı 15 °C ‘dir ve atmosferinde Azot ve Oksijen olmak üzere iki temel gaz bulunmaktadır. Dünyanın yoğunluğu 5.52 gr/cm3 ‘tür. Dünyayı diğer gezegenlerden ayıran en büyük özellik ise evrende canlı bulunan yegane gezegen olmasıdır. Ayrıca hiçbir gezegen dünya benzeri bir atmosfere sahip değildir. Dünyaya uzaydan bakıldığında mavi renkte göründüğü için “mavi gezegen” olarak da adlandırılır. Dünyanın çekirdeği ise Demir-Nikel karışımı bir yapıya sahiptir bu nedenle dünya döndükçe mıknatıslanma oluşur.

  • Ay Uydusu: Güneş sistemindeki 3.476 km’lik çapı ile beşinci büyük doğal uydudur. Çapı dünyanın çapının %27′si kadardır. Yoğunluğu 3,31 gr/cm3 ‘tür. Ay’daki yer çekimini dünyadaki yerçekiminin 6′da 1′i kadardır. Bu nedenle dünya da 60 Kg ağırlığındaki bir madde Ay’da 10 Kg gelir. Ay’da atmosfer yoktur bu nedenle radyasyon gibi zararlı ışınlar ay yüzeyine direk temas edebildiği gibi göktaşları da herhangi bir engellemeye maruz kalmadan yüzeye ulaşabilir. Ay yüzeyinde sıcaklık 102 °C ‘ye çıkabildiği gibi  gölgelerde -157 °C ‘ye kadar düşebilmektedir. Ay güneş ışınlarının sadece % 7′sini yansıtabilmektedir ancak dünyaya yakın olduğundan parlak görünür.

Mars :

Mars diğer adıyla Merih gezegeni, güneşe 208 milyon km. ile dördüncü sıradaki gezegendir. 3377 km. yarıçapı bulunan bu gezegen, dünyanın çekim kuvvetinin %40′ı kadar bir çekim kuvvetine sahiptir. Yoğunluğu 3.95 gr/cm3 olan bu gezegen 24 sa 37 dakikada, güneş etrafındaki dönüşünü ise 687 günde tamamlamaktadır. İnce bir atmosferi bulunan bu gezegenin Dünya’daki gibi volkan, vadi, çöl ve kutup bölgelerini içeren yapısıyla dünya benzeri bir gezegendir. Phobos, Deimos adlı iki uydusu bulunan bu gezegende hayat olduğu konusundaki söylentiler bir zamanlar yoğunluk kazanmıştı. Hatta Marslılardan sinyal alındığı konusundaki söylentilerde azınmsanamayacak kadar fazlaydı. Ancak mars üzerinde yapılan araştırmalar yaşam olduğu konusundaki söylemleri biraz azaltmış olsada Mars’da çeşitli bitkilerin olabileceği iddiası kafaları kurcalamaya devam etmektedir. Mars’ın eksen eğikliği 24 derecedir, dünyanın ki ise 23,5 derecedir bu yönüylede dünya ile benzerleki gösterir. Mars’da da tıpkı dünya gibi yıl içinde güneşe yaklaşır ve uzaklaşır bu nedenle güney yarımkürede yaz mevsimi güneşe yakın olduğu dönemlerde yaşanır. Mars yüzeyi incelendiğinde eski dere yataklarına benzeyen bazı şekiller bulunmuştur ve kutuplarının su buzu ile kaplı olduğu saptanmıştır. Hatta sel baskınlarının izlerine bile rastlanmıştır bu durum Mars’da hayat var mıydı? sorusunu yeniden gündeme getirmiştir.

  • Phobos Uydusu : Mars’dan 6000 km kadar uzaklıktadır ve güneş sistemindeki en küçük doğal uydulardan biridir. Mars’ın bu iki uydusu 1877 yılında fizikçi Asaph Hall tarafından bulunmuş 1971 yılında ise Mariner 9 adlı uzay aracı tarafından fotoğrafları çekilmiştir. İki uydu da kraterli bir yapıdadır ve Ay’a hiç benzemezler, zaten büyük olasılıkla Mars’ın çekim kuvvetine rastlantı sonucu girdiği ve yörüngeye oturduğu sanılmaktadır. Bu uydu Mars etrafındaki dönüşünü 7 saat 42 dakikada tamamlar.
  • Deimos Uydusu : Bu uydunun da tıpkı Phobos gibi rastlantı sonucu Mars’ın çekim kuvvetine girdiği düşünülmektedir. Mars’dan 20000 km kadar uzaklıktadır. Çapı ortalama 13 bin km olan bu uydu Mars etrafındaki dönüşünü 30 saatte tamamlamaktadır.

2. Dış (Gaz Yapılı) Gezegenler :

Bu gezegenler; Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluton ‘dur.

Jüpiter :

Jüpiter diğer adıyla Erendiz, 71550 km’lik yarı çapı ile Güneş sisteminin en büyük gezegeni olma özelliğini taşımaktadır. Kütlesi dünyanın kütlesinden yaklaşık 310 kat daha fazla olan bu gezegen çap olarak dünyadan 1323 kat daha büyüktür. Güneşe 778 km uzaklık ile beşinci sırada yer alır, dünyadan uzaklığı ise 800 milyon km’dir. Yüzey sıcaklığı ortalama -140 ºC ‘dir. Jüpiter, güneş çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık olarak 12 yılda tamamlar. Kendi ekseninde dönme süresi ise yaklaşık 10 saattir. Bu dev gezegenin manyetik alanı oldukça büyüktür bu sebeple de bilinen 60 doğal uydusu bulunmaktadır ve yerçekimini dünyaya oranla daha fazladır dünyada 50 kilogramlık cisim Jüpiter’de 133 kilogram gelmektedir. 1610 yılında Galileo, yaptığı teleskopla Jüpiter hakkındaki ilk bilgileri elde etmiş ve Europa, Callisto, Ganymede ve Io adlı 4 uydusu olduğunu görmüştür. Bu uydulara da Galileo uyduları demiştir.
Jüpiter hakkındaki ilk kesin bilgiler ise 1973 ve 1974 yıllarında Pioneer10 ve Pioneer11 adlı iki uzay aracının gönderilmesiyle elde edilmiştir. Daha sonra 1995′li yıllarda gönderilen Galileo uzay aracı Io, Ganymede ve Callisto uydularının Jüpiter ile aynı yönde dönerken Europa uydusu zıt yönde döndüğünü saptamıştır. Ayrıca yapılan incelemelerde bu uydunun su buzlarıyla kaplı olduğu ve yüzeyinde hiç krater çukuru bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durum atmosfer yapısının dünya ile benzer olabileceği ve canlı yaşayabileceği şüphesini doğurmuştur.
Karmaşık bir atmosfer yapısına sahip olan bu gezegen %99 oranında hidrojen ve helyum gazı içermektedir ve güneşten aldığı enerjinin 2 kat fazlasını tekrar uzaya salmaktadır.

  • Io Uydusu : Jüpiter’e yakınlık olarak birinci sırada bulunan bu uydu üzerinde sürekli olarak gazlar ve lavlar püskürten yanardağlar bulunur ve bu özelliği bakımından yegane uydudur. Jüpiter etrafında 1,769 günde dönerken, kendi etrafında 1 gün 18 saat 27 dakika 33 saniye de dönmektedir.
  • Europa Uydusu : Jüpiter’e yakınlık olarak ikinci sırada bulunur. 3000 km’lik çapı bulunan bu uydunun yüzeyi buzla kaplıdır. Kendi ekseninde 3 gün 13 saat 13 dakika 42 saniyede dönerken, Jüpiter etrafındaki dönüşünü 3,551 günde tamamlar.
  • Ganymede Uydusu : Jüpiter’e yakınlık olarak üçüncü sırada bulunur ve güneş sistemindeki en büyük uydudur. Merkür gezegeninden daha büyüktür. Jüpiter’in etrafında 7,154 günde dönerken, kendi etrafında 7 gün 3 saat 42 dakikada döner.
  • Callisto Uydusu : Jüpiter’e yakınlık olarak dördüncü sırada bulunur. Jüpiter’in en büyük ikinci uydusu, güneş sisteminin ise üçüncü büyük uydusudur. Jüpiter etrafında 16,69 günde dönerken kendi etrafında 16 gün 16 saat 32 dakikada dönmektedir.

Satürn :

Satürn diğer adıyla Sekendiz, güneşe 1.4 milyar km. uzaklığı ile altıncı sıradaki gezegendir. Yarıçapı 60.398 km’dir ve Jüpiter gibi bu gezegende büyük oranda hidrojen ve helyum içermektedir. Dünyaya 1.1 milyar km uzaklıktaki bu gezegen güneş çevresindeki dönüşünü 29,4 yılda kendi eksenindeki dönüşünü ise 10 saatte tamamlamaktadır. Yüzey sıcaklığı -180 ºC ‘dir. Satürn’ün ayırt edici bir özelliği buz ve taşlardan oluşan halkasıdır. Ayrıca gezegenin, en büyüğü 1800 km. çapında olan 30′dan fazla uydusu bulunmaktadır. En çok bilinen uyduları Rhea, Dione, Titan ve Mimas’tır. Bu uydulardan en büyüğü Titan uydusudur ve bu uydu güneş sistemindeki en büyük ikinci uydudur. Hacmi dünyadan 700 kat fazla olan Satürn, 0,69 g/cm3 yoğunluğa sahip olduğu için kütle olarak sadece 95 kat fazladır. Yer çekimi dünya ile hemen hemen aynıdır. Dünyada 50 kilogramlık cisim Satürn’de 54 kilogram gelmektedir.

  • Titan Uydusu : Ganymede uydusundan sonra Güneş sistemindeki en büyük uydudur. Atmosferi oldukçe kalındır ve büyük oranda azottan oluşmaktadır.
  • Rhea Uydusu : Eski bir yapıya sahip olan bu uydu, tıpkı Ay gibi satürn üzerine sabitlenmiştir ve sadece bir yüzü görünmektedir. 1500 kilometrelik çapı ile Satürn’ün ikinci büyük uydusudur.
  • Mimas Uydusu : 1789′da William Herschel tarafından keşfedilmiştir. Üzerinde büyük bir çarpışma krateri oluşmuştur.

Uranüs :

Güneşe 2,80 milyar km uzaklık ile yedinci sıradaki gezegendir. Dünyaya uzaklığı en yakın olduğunda yaklaşık olarak 2,5 milyon km’dir. Gezegen ilk olarak 13 Mart 1781 yılında William Herschel tarafından keşfedilmiştir. Yoğunluğu ortalama 1,27 gr/cm3‘tür. Uranüs kütlesi itibariyle dünyadan 15 kat hacim olarak ise 100 kat daha büyüktür. Güneş çevresinde 84 yılda dönerken, kendi ekseninde 11 saatte dönmektedir. Yüzey sıcaklığı -214 ºC dolayındadır. 5000 km. kalınlığındaki atmosferi çok oranda Hidrojen, Helyum ve Metan gazları içermektedir. 27 uydusu ile Jüpiter ve Satürn’den sonra en çok uydusu bulunan gezegendir. Beş büyük uydusu olan Ariel, Miranda, Umbriel, Titania ve Oberon’un çapları 500–1600 km arasında değişmektedir.

  • Ariel Uydusu : 1856 yılında William Lassel tarafından keşfedilmiştir. Yarıçapı 1190 km, Uranüsden uzaklığı 191000 km’dir.
  • Miranda Uydusu : 1948 yılında Gerard Kuiper tarafından keşfedilmiştir. Yüzey şekilleri itibariyle diğer gezegenlerden ve uydularından ayrılır.

Neptün :

Güneşe 4.5 milyar km uzaklık ile sekizinci sıradaki gezegendir. Dünyaya uzaklığı en yakın olduğunda 4288 milyon km’dir. 1846 yılında Urbain Le Verrier ve Johann Gottfried Galle tarafından keşfedilmiştir. Dünyaya ve güneşe çok uzak olduğu için kesin bilgiler elde edilememiştir. Yarıçapı yaklaşık olarak 25.000 km olan bu gezegen kendi eksenindeki dönüşünü 17.24 saatte, güneş etrafındaki dönüşünü ise 164 yılda tamamlamaktadır. Yoğunluğu yaklaşık 1,64 gr/cm3‘tür ve yüzey sıcaklığı -214ºC ‘dir. Atmosferi çok miktarda Hidrojen, Helyum, Metan gazları içermektedir. Bilinen 13 uydusu vardır ancak bunlardan en önemlileri Triton, Thalassa, Despina, Galatea, Nereid’dir.

  • Triton Uydusu : Alman gökbilimci Johann Gottfried Galle tarafından 1846 yılında keşfedilmiştir. Triton uydusu Neptün’e göre zıt yönde hareket etmektedir.
  • Nereid Uydusu : Gerard Kuiper tarafından 1949 yılında keşfedilmiştir. Güneş sistemindeki en büyük dış merkeze sahip uydudur.

Plüton :

Güneşten 6 milyar km uzaklığı ile dokuzuncu sıradaki gezegendir.1930 yılında Tombaugh tarafından keşfedilmiştir. Bilinen herhangi bir uydusu yoktur. Yarıçapı yaklaşık olarak 4000 km’dir. Güneş çevresinde 250 yılda bit tur dönerken, kendi ekseni etrafında 6 gün 9 saat 17 dakikada döner, yüzeyinde donmuş metan ve buz bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda Plüton’un, Neptün’ün uydusu olduğu söylenmektedir. Plüton dış merkezli bir yapıya sahip olduğu için 24 Ağustos 2006 yılında ise Uluslararası Gökbilim Birliği tarafından cüce gezegen sınıfına konulmuştur.

ÖLDÜRÜLEN HAİN SAYISI 100′E DAYANDI!..

Operasyonda öldürülen 49 terörisin cesedi askerin elinde.Ateş altına alınan 20-25 teröristin tamamı ortadan kaldırıldı.

Son operasyonla birlikte öldürülen terörist sayısı 100′e dayandı.

Genelkurmay 49 teröristin cesedine ulaştığını duyurdu.Bunların 7′si mağarada ölü olarak bulundu.7′si çatışmada öldürüldü.35′i de uçak ve helikopterlerin bombaları altında paramparça oldu.

Yine Genelkurmay tarafından açıklanan ancak henüz cesetlerin bulunduğu yere ulaşılmayan bir bölge var.

Operasyondan kaçan 20-25 civarındaki hain, yine savaş uçakları tarafından vuruldu.Heronlar tarafından alınan görüntülerde bu hainlerin tamamına yakının öldüğü açıklandı.

Operasyonda hömen önce açıklama yapan örgüt 4′ü üst düzey yönetici 14 militanının öldürüldüğünü bildirdi.

Bütün bunlar alt alta toplandığında etkisiz hale getirilen terörist sayısı 100′e yaklaşıyor.

Hakkâri Çukurca’da 24 askerin şehit olduğu saldırının ardından, terör örgütü PKK’nın yoğun olarak bulunduğu Kazan Vadisi’ndeki operasyonda 49 terörist öldürüldü. Şemdinli’de Aktütün köyünün güneyinde de 22 kişilik bir terörist grup ağır ateş altına alındı. Bu teröristlerden çoğunun öldüğü İnsansız Hava Araçları’yla tespit edildi. Bordo Bereliler de sınır ötesindeki Haftanin bölgesinde 20 teröristi etkisiz hale getirdi. Böylece son 3 günde sürdürülen operasyonlarda yaklaşık 90 terörist öldürüldü. Hakkâri Çukurca ve Bitlis’in Güroymak’taki saldırıların ardından asker, Hakkâri, Şırnak, Bitlis ve Siirt’teki operasyonların kapsamını genişletti. Çukurca’da hava hareketliliği gün boyu devam ederken asker, PKK’nın Kuzey Irak’tan giriş noktası olarak kullandığı Kazan Vadisi’ne odaklandı.

GENEL KURMAY GÜN İÇİNDE AÇIKLAMA YAPMIŞTI

Çukurcadaki hain saldırının ardından sınır bölgesinde havadan ve karadan operasyonlar başlatıldı. Operasyonlara bölgeye kaydırılan 22 tabur ile Diyarbakır ve Malatyadan kalkan jetler katılıyor.

Operasyonlar daha çok Kazan vadisinde yoğunlaştı. Genelkurmay Başkanlığının gün içinde yaptığı açıklamada operasyonlarda 49 teröristin etkisiz hale getirildiği belirtilmişti.

SON BİLGİLER ÖLÜ SAYISINIn 100′E YÜKSELDİĞİ YÖNÜNDE

Akşam üstü yoğunlaşan çatışmaların ardından bölgeden gelen son bilgiler etkisiz hale getirilen terörist sayısının 100′e yükseldiği yönünde.

Son baskında ölü ele geçirilen teröristlerin daha önce “Kavaklı Kampına” yapılan baskından kaçan grup olduğu belirlendi.

Bölücü terör örgütü mensuplarının yurt içinde ve sınırdaki birliklere yönelik eylemlerini önlemek amacıyla, sınır ötesinde birkaç, yurt içinde ise iki ayrı bölgede başlatılan operasyonlar devam ediyor.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN 7 ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİ ÖLDÜRÜLDÜ

Öte yandan 10 Ekim’de düzenlenen hava operasyonlarında terör örgütünün sözde 7 üst düzey yöneticisi öldü.

Öldürülen Rustem Cudi, Alişer Koçkiri, Yücel Halis adlı teröristlerin çok sayıda kanlı eylemin planlayıcısı olduğu ortaya çıktı.

Kazan Vadisinde öldürülen Terorist sayısının 53′e çıktığı bildirildi.

 

 

 

Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde 24 askerin şehit olduğu hain saldırının ardından başlatılan operasyonlar kapsamında Kazan Vadisi’nde 53 teröristin etkisiz hale getirildiği belirtildi. 

PKK’NIN ÜST DÜZEY SORUMLULARI ÖLDÜRÜLDÜ

Çukurca’da 24 askerin şehit olduğu, 18 askerin de yaralandığı terör örgütü PKK saldırısının ardından 22 taburla sınır ötesi ve yurt içinde başlatılan operasyon meyvesini vermeye başladı. Dün gece silah ve top seslerinin susmadığı Çukurca’da sabahın erken saatlerinden itibaren 20. Sınır Jandarma Tugay Komutanlığı’nda yine helikopter hareketliliği yaşandı. Skorksy helikopterleri Kazan Vadisi Bölgesi’nden sık sık Tugay’a asker indirip buradaki askerleri çatışma bölgesine götürdü. Bu arada Işıklı bölgesinde bir grup PKK’lı ile sıcak temas yaşandığı belirtilirken, 20. Sınır Jandarma Tugay’ında ambulansların hazır bekletildiği ve bazı askerlerin yaralı taşıdığı gözlendi.

Hakkari’nin Kuzey Irak’a sıfır noktada bulunan Çukurca İlçesi’ne yaptığı baskında sonra baslayan operasyonlar hız kazanarak sürüyor. Çukurca’da dün gece silah ve top sesleri hiç susmazken, askeri hareketlilik hız kazandı.

Operasyon bölgesinden de ilk birlikler geri getirilip yerlerine yeni birlikler götürüldü. Sabah saatlerinden itibaren helikopterler sürekli Kazan Vadisi ve Işıklı bölgesine asker ve mühimmat taşıdı. Bölgeye giden helikopterler Kazan Vadisi üzerinde PKK’lıların saldırısına karşı ısı bombaları attı. Bu arada dün gece Işıklı bölgesinde asker ile PKK’lılar arasında sıcak temas sağlandığı ve çatışma yaşandığı belirtildi. Ölü yada yaralı konusunda bir bilgi verilmezken, resmi olmayan bilgilere göre operasyonun yoğunlaştığı Kazan Vadisi’nde 53 PKK’lının ölü olarak ele geçirildiği bildirildi.

Bu arada 20. Sınır Jandarma Tugay Komutanlığı’na inen helikopterlerden bazı askerlerin yaralı taşıdığı görülürken, Hakkari Valisi Muammer Türker Kazan Vadisi ve Işıklı Bölgesi’nde çatışmaların sürdüğünü ve arazi aramasının henüz yapılmadığını söyledi.

Çukurca’daki askeri hareketlilik sürerken, basın mensupları da en iyi görüntüyü alabilmek için adeta askeri birliklerin bulunduğu bölgelerde mevzileniyor. Kimi gazeteciler kamerayla birlikleri gözetlerken, kimisi de dürbünlerle gelişmeleri yakından görmeye çalışıyor.

Terörist telsizlerinden çığlıklar duyuluyor!

 

Kuzey Irak’a giren asker PKK’lıları kovalıyor. Teröristlerin halini telsiz konuşmaları ele veriyor.

Tamamı komando, JÖH ve Özel Kuvvetlere bağlı 22 taburla yapılan operasyonlarda kıstırılan PKK’lılar telsizlerden örgüt yöneticilerine yardım çığlıkları gönderiyor.

Kazan Vadisi’nde 32 terörist öldürüldü

Star gazetesinde oprasyonla kapana kısılan teröristlerin telsiz konuşmaları yer aldı. ‘İmdat’ çığlıkları atan teröristler, kaçarken de yaralı arkadaşlarını öldürmeleri yolunda üstlerinden talimat aldı. İşte o konuşmalardan biri:

- Kırsaldan gerillayı toplayın…

- Havanı’nın aşağısındayız. Bize destek lazım… Destek…

-Yoksa gerilla için çok acı olur.

YARALI TERÖRİSTE SIKIN

- Ben ne yapayım? Bir gerilla ağır

- Sıkın… Kaçın… Kafasına sıkın

- 20’nin üzerinde yaralı var. Yaralı

- Roket atın… Roket…

Peşmergelerin verdiği istihbaratı değerlendiren ‘Bordo Bereliler’, Kuzey Irak’ta nokta operasyon yaparak, PKK’nın Hatfanin kampına girdi. ‘Bul, gir, imha et, terk et’ taktiğini uygulayan seçkin birliklere ‘Yarasa’ adı verilen her türlü hava koşulunda hareket yeteneğine sahip özel donanımlı Sikorsky’ler de eşlik ediyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ağırlığı yurtiçinde olmak üzere terör örgütü PKK’ya yönelik başlattığı kara operasyonunun Kuzey Irak ayağından dün önemli bir bilgi geldi. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Peşmerge güçlerinden ciddi şekilde istihbarat almaya başlayan ‘Bordo Bereliler’ Haftanin kampına girdi.

PEŞMERGE İSTİHBARAT

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre, TSK bu kez geçmişteki kara operasyonlarından daha farklı bir yöntem uyguluyor. Daha önce tank dahil kara zırhlı birlikleri ve piyade güçleri ile bölgeye giren TSK, bu kez nokta operasyon yapan, ‘Bordo Bereliler’ olarak bilinen seçkin özel birliklere ağırlık verdi. Bordo Bereliler PKK unsurlarına karşı ‘Bul, gir, imha et, terk et’ taktiğini uyguluyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hem Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesud Barzani ile yaptığı telefon görüşmesinde, hem de Türkiye’ye özel temsilcisi olarak gönderdiği yeğeni Neçirvan Barzani ile önceki günkü buluşmasında gündeme gelen “Peşmerge devreye girmeli” anlayışı da hayata geçmeye başladı.

Uludere’den Kuzey Irak’a giren Bordo Bereliler, Peşmerge’nin verdiği istihbarat ve sıcak temas desteğiyle dün sabaha karşı Haftanin kampına girdiler ve teröristlere ağır zayiat verdirdiler. Bordo Bereliler, Peşmerge dışında insansız hava araçlarından (İHA) gelen istihbaratları da değerlendirerek nokta operasyon yapıyor. Özel birlikler için modernize edilen, gece ve her türlü hava koşullarında hareket yeteneğine sahip, makineli tüfekle donatılmış, gelişmiş radar ve indirme yapmak için vinç sistemine sahip ‘Yarasa’ isimli Sikorsky helikopterleri de nokta operasyonlarda etkili rol oynuyor.

KOMUTA KADEMESİ HÂLÂ BÖLGEDE

Türk ordusunun uzun yıllardır sürdürdüğü en kapsamlı operasyonu halen bölgede olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel ve kuvvet komutanları yönetiyor. Operasyona Özel Kuvvetler’e bağlı bordo berelilerin yanı sıra 2. Ordu Komutanlığı bölgesindeki 7. Kolordu Komutanlığı ve Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı unsurları katılıyor.

İLK HEDEF ÇARÇELLA

Sabah Gazetesi’nin haberine göre operasyon, Türkiye ayağının, Şemdinli, Yüksekova ve Çukurca ilçelerine yöneltilen PKK saldırılarını gerçekleştiren terörist grupların saklandığı ifade edilen Çarçella adlı dağlık bölgede yoğunlaştı.

Askeri kaynaklaran edinilen bilgiye göre, bu bölgede konuşlu PKK kamplarının, bölgeyi çok iyi bilen Jandarma Özel Harekât Taburları ile komandolar tarafından etkisiz hale getirilmesi amaçlanıyor. 20. Jandarma Sınır Tugayı’na bağlı olarak faaliyet gösteren Fatihler ve Efeler Jandarma Özel Harekât Taburu’nun da bu kapsamda görev aldığı ifade ediliyor. Bu arada, 21 askerin şehit düştüğü Kekliktepe’de teröristlerle sıcak temas sağlandı. Bölgeye helikopterlerle takviye birlik gönderildi.

Firma rehberi
sektorden
iş ilanları Firma Rehberi

Powered by